Mersin, Suriye’deki katliamlara ses yükseltti

22 Ocak 2026 Perşembe 15:51

Mersin Emek ve Demokrasi Platformu, Rojava’ya dönük saldırıları protesto ederek, yapılanın sistematik bir yok etme olduğunu belirtti ve dünyaya, “Suriye’deki katliamlara sessiz kalmıyoruz!” diye seslendi.

Hediye Eroğlu

 

Mersin’de Rojava’ya dönük saldırılara karşı sokağa inen emek ve demokrasi güçleri soğuğa aldırış etmeden ses yükseltti. Özgür Çocuk Parkında toplanan Mersin Emek ve Demokrasi Platformu bileşenleri, “Suriye'deki katliamları kınıyoruz! Katliamlara sessiz kalmıyoruz!” mesajı verdi.

Burada yapılan basın açıklamasını okuyan Platform Üyesi İsmail Oğuz, Suriye’de uzun süredir devam eden savaşın, bugün başta Aleviler ve Kürtler olmak üzere Hristiyanlara, Dürzilere, Türkmenlere ve diğer tüm inançsal ve etnik topluluklara yönelik açık bir katliam ve yok etme politikasına dönüştüğünü kamuoyuna ilan etti.

Oğuz, sistematik şiddet, zorla göç ettirme, asimilasyon ve ağır insan hakları ihlalleri karşısında susmayarak, bu suça ortak olmayacaklarını vurguladı.

 

“TOPLU KATLİAMLAR, İNFAZLAR VE ZORLA YERİNDEN ETMELER BU BÖLGELERDE SIRADANLAŞTIRILDI”

“HTŞ ve ona bağlı silahlı gruplar tarafından özellikle Lazkiye ve Tartus başta olmak üzere Suriye’nin kıyı bölgelerinde yaşayan Alevi halkı uzun süredir hedef alınmaktadır” diyen Oğuz, “Toplu katliamlar, infazlar ve zorla yerinden etmeler bu bölgelerde sıradanlaştırılmıştır. Aynı şekilde Kürt halkı da Suriye’nin kuzeyinde ve kuzeybatısında, başta Halep’te Kürt nüfusunun yoğun olarak yaşadığı Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahalleleri olmak üzere birçok yerleşim alanında askeri baskıya, çatışmalara, kuşatmalara ve ağır insan hakları ihlallerine maruz bırakılmıştır. Yaşanan saldırılar sonucunda binlerce sivil yaşamını yitirmiş, yüz binlerce insan yerinden edilmiştir. Bu tablo, belirli halkları ve inançları hedef alan sistematik bir yok etme politikasının varlığını açıkça ortaya koymaktadır.

 

“SURİYE’DE YAŞANANLAR UZAK BİR COĞRAFYANIN ‘İÇ MESELESİ’ DEĞİLDİR”

Buradan tüm kamuoyuna sesleniyoruz: Suriye’de yaşananlar uzak bir coğrafyanın ‘iç meselesi’ değildir. Orada işlenen her suç, insanlığın ortak vicdanına yönelmiş bir saldırıdır. Sessizlik bu suçları büyütmekte, görmezden gelmek failleri cesaretlendirmektedir. Halkların yaşam hakkı hiçbir siyasi hesapla pazarlık konusu yapılamaz.

Uluslararası toplumun ve bölgesel güçlerin etkisizliği, Suriye’de işlenen suçların cezasız kalmasına yol açmaktadır. Alevilere ve Kürtlere yönelen saldırılar; Hristiyanları, Dürzileri, Türkmenleri ve diğer tüm azınlıkları da kapsayan geniş bir imha ve asimilasyon politikasının parçasıdır. Bu tablo, açık bir soykırım riskine işaret etmektedir.

 

“TÜRKİYE’DEKİ SİYASİ İKTİDARIN SURİYE POLİTİKASI; BÖLGE HALKLARININ GÜVENLİĞİNİ TEHLİKEYE ATAN BİR NOKTAYA GELDİ”

Türkiye’deki siyasi iktidarın Suriye politikası; cihatçı yapıları dolaylı biçimde meşrulaştıran, şiddeti besleyen ve bölge halklarının güvenliğini tehlikeye atan bir noktaya gelmiştir. Gerçek bir barış, ancak halkların iradesini ve yaşam hakkını esas alan, uluslararası hukuka dayalı bir dış politika ile mümkün olabilir.

Tüm kamuoyunu, demokratik kitle örgütlerini, sendikaları, meslek odalarını, siyasi partileri ve vicdan sahibi herkesi; Suriye’de yaşanan katliamlar karşısında sessiz kalmamaya, bu suçları görünür kılmaya ve sorumluluk almaya çağırıyoruz. Sivillere yönelik saldırıların durdurulması, suçluların yargılanması ve yerinden edilen halkların güvenliğinin sağlanması için uluslararası mekanizmalar derhal harekete geçirilmelidir.

Türkiye’de barış ile Ortadoğu’da barış birbirinden ayrı değildir. Suriye’de yaşanan bu vahşet karşısında susmak, insanlığın ortak değerlerine sırt çevirmektir. Halkların eşitliği, kardeşliği ve barış içinde bir arada yaşamı için mücadeleyi büyütmeye devam edeceğimizi kamuoyuna ilan ediyor; bu suçların hesabının mutlaka sorulması gerektiğini bir kez daha vurguluyoruz” diye konuştu.